Terapi süreci her zaman doğrusal ilerlemez. Bazen bir seanstan daha rahatlamış değil, daha düşünceli çıkabilirsiniz. Bu, terapinin işe yaramadığı anlamına gelmez — değişimin doğal bir parçası olabilir.
Psikoterapiye başlarken çoğu insan doğal olarak kendisini daha iyi hissetmeyi bekler. Kaygının azalmasını, zihnin sakinleşmesini, ilişkilerin kolaylaşmasını ya da uzun zamandır taşıdığı yüklerin hafiflemesini ister. Oysa terapi süreci her zaman doğrusal ilerlemez.
Bazen bir seanstan daha rahatlamış değil, daha düşünceli çıkabilirsiniz. Uzun zamandır üzerinde durmadığınız bir konu zihninizi daha fazla meşgul etmeye başlayabilir. Daha önce adını koyamadığınız bir duygu belirginleşebilir. Hatta bazı dönemlerde terapiye başladıktan sonra kendinizi eskisinden daha fazla sorguladığınızı fark edebilirsiniz. Bu durum her zaman terapinin işe yaramadığı anlamına gelmez.
Fark Etmek Bazen Rahatlatmadan Önce Zorlaştırır
İnsan zihni yalnızca sağlıklı olanı değil, kendisini korumayı öğrendiği yolları da sürdürme eğilimindedir. Kaçınmak, duyguları bastırmak, sürekli güçlü olmaya çalışmak, başkalarını memnun etmek, kontrol etmek ya da bazı konuları hiç düşünmemek… Bunların bir kısmı geçmişte kişinin zorlayıcı durumlarla başa çıkmasını sağlamış olabilir.
Psikoterapide kişi zamanla bu örüntüleri fark etmeye başladığında önemli bir değişim meydana gelir. Eskiden otomatik olarak yaptığı şeyi artık görmeye başlar. Fakat görmek, hemen değiştirebilmek anlamına gelmez. Tam da bu nedenle terapinin bazı dönemleri rahatsız edici olabilir. Kişi artık eski davranışının kendisine ne yaptığını fark ediyordur; ancak henüz yerine koyacağı yeni davranış yeterince yerleşmemiştir. Bu, değişimin oldukça önemli bir ara bölgesidir.
"Bunu Artık Fark Ediyorum Ama Hâlâ Yapıyorum"
Psikoterapide sık karşılaşılan deneyimlerden biri budur. Kişi neden sürekli benzer ilişkileri seçtiğini fark eder ama yine de aynı kişilere çekilebilir. Sınır koyamadığını bilir ama "hayır" dediğinde suçluluk hissedebilir. Kendisini sürekli eleştirdiğini fark eder ama içindeki eleştirel ses hemen susmaz. Bir ilişkinin kendisine iyi gelmediğini anlayabilir ama ayrılmak yine de zor olabilir. Bu noktada kişi bazen şöyle düşünür:
"Bunların hepsini biliyorum. Neden hâlâ değişemiyorum?"
İçgörü değişimin önemli bir parçasıdır; fakat tek başına değişim değildir. Yeni bir davranışın, yeni bir ilişki biçiminin veya kişinin kendisine yönelik yeni bir tutumunun gelişmesi zaman ve tekrar gerektirir.
Terapi Bazen Daha Önce Susturulan Duygularla Karşılaştırır
Bazı insanlar terapiye gelene kadar yıllarca işlevsel kalmayı başarır, çalışır, sorumluluklarını yerine getirir, ilişkilerini sürdürür, hayatına devam eder. Ancak hayatına devam edebilmek için bazı duygularını — üzüntü, öfke, hayal kırıklığı, yalnızlık, suçluluk, utanç — erteleyebilir. Terapi uzun zamandır gizli kalan bu duyguların fark edilmesine alan açar. Bu nedenle bazı seansların ardından duygusal yoğunluk yaşanması mümkündür.
Peki Terapide Zorlanmak Her Zaman Olumlu Mudur?
Psikoterapinin amacı kişiyi zorlamak değildir. Terapötik çalışma kişinin kapasitesi, ihtiyaçları, yaşam koşulları ve hazır oluşu dikkate alınarak yürütülmelidir.
Sürekli yoğun biçimde kötüleşmek, günlük işlevselliğin belirgin şekilde bozulması veya terapi sürecinde kişinin kendisini güvensiz hissetmesi "değişimin doğal bedeli" olarak görülmemelidir. Böyle bir durumda yaşanan güçlüğün terapistle açıkça konuşulması önemlidir. İyi bir psikoterapi yalnızca zorlayıcı konulara dokunabilmeyi değil, bu konulara güvenli ve tolere edilebilir bir biçimde yaklaşabilmeyi de içerir.
İlerleme Her Zaman "Daha İyi Hissetmek" Şeklinde Görünmez
Değişim çoğu zaman sessizdir. İlerleme bazen daha erken fark etmek, eskiden üç gün sürdürülen bir tartışmayı birkaç saat içinde durdurabilmek, birine ilk kez "hayır" diyebilmektir. Kaygının hiç gelmemesi değil, geldiğinde onunla ne yapacağını bilmektir. Kendini eleştirdiğini fark edip o sese hemen inanmak yerine bir an durabilmektir. Aynı ilişki örüntüsünü tekrar yaşarken ilk kez kendine "Ben burada ne yapıyorum?" diye sorabilmektir. Bunların hiçbiri büyük ve dramatik değişimler gibi görünmeyebilir ama psikolojik değişim çoğu zaman tam olarak böyle başlar.
Zorlanmak Başarısızlık Değildir
Psikoterapi yalnızca kendimizi iyi hissettiğimiz bir alan değil, kendimizi daha doğru görmeye başladığımız bir alandır. Kendimizi daha doğru görmek her zaman ilk anda rahatlatıcı olmayabilir çünkü değişim yalnızca yeni bir şey öğrenmek değil; yıllardır bizi koruduğuna inandığımız bazı düşünceleri, davranışları ve ilişki biçimlerini yeniden değerlendirebilmektir. Bu nedenle terapide zaman zaman zorlanmak, tek başına terapinin başarısız olduğu anlamına gelmez.
Bazen değişimin ilk işareti kendimizi hemen daha iyi hissetmemiz değil; artık eskisi gibi devam edemediğimizi fark etmemizdir.